Bu Program EPDAD Tarafından Akredite Edilmiştir Ne Demek?
EPDAD’ın Akreditasyonu: Çıldırmamak Elde Değil
Hayatımda en çok karşılaştığım şeylerden biri, etraftan duyduğum o ünlü cümle: “Bu program EPDAD tarafından akredite edilmiştir.” Eğer bu cümleyi daha önce duymamışsanız, bu yazıyı okumadan önce bir ömür boyu yaşamışsınız demektir. Evet, gerçekten! Her yerde var. Üniversite broşürlerinde, seminer duyurularında, hatta bazen sosyal medya reklamlarında… Sanki dünyadaki en önemli şey EPDAD’ın onayıymış gibi bir hava var. Peki, nedir bu EPDAD ve akreditasyon? Bizim anlamadığımız ne? Gelin, bunu hem eğlenceli hem de biraz derinlemesine inceleyelim.
EPDAD: Kimdir Bu Arkadaş?
EPDAD, ne yazık ki gizemli bir kuruluş değil. Hatta Türkiye’deki eğitim dünyasında çoktan popüler olmuş bir isim. Ama aradığınız gibi süper kahraman değil, bir eğitim akreditasyon kuruluşu. Akreditasyon ne demek? Kısaca şu: Bir kurum ya da program, belirli bir kalite standardına uyuyorsa, “sen artık bu işin profesyonelisin” demek. Yani, EPDAD, eğitimin kalitesini denetleyen ve onaylayan bir tür güven damgasıdır.
Örneğin, düşünün: Bir dil kursuna yazıldınız. İlk gün, kursa gittiğinizde kapıdan içeri adımınızı attığınızda ne düşünüyorsunuz? “Burası güvenli mi? Kaliteli eğitim alacak mıyım?” diye düşünmek gayet doğal. Ama akreditasyon sayesinde EPDAD, “Evet, burası doğru yer, bu kurs gerçekten dil öğretiyor!” diyor. Şimdi, kurstan içeri girdiğinizde akreditasyon damgasını görünce rahatça derin bir nefes alabilirsiniz.
Ama tabii, işin içinde başka bir boyut da var. “Bu program EPDAD tarafından akredite edilmiştir” diyen bir afiş, kimilerine göre her şeyin mükemmel olduğunu gösteriyor. Ama birisi size bunu söylediyse, “Bu gerçekten ne kadar doğru?” diye düşünmeden edemiyorsunuz. Çünkü… bazı şeyler iyi görünür, ama aslında o kadar da parlak değildir. Hani şunu derler ya, “Ekran parlıyor diye her şey altın değildir.” O hesap.
İç Ses: “Hadi ya, EPDAD’dan mı?”
Bir arkadaşım geçenlerde bana şöyle dedi:
“Bu kurs EPDAD tarafından akredite edilmiş, çok iyi!”
“Ha, güzel,” dedim. “Ben de geçen gün EPDAD’la oturdum, bir çay içtik.”
“Ne, öyle bir şey mi var?” dedi.
“Tabii canım, tanıştık biraz, dedim ‘Nasılsınız EPDAD Bey?’ o da dedi ‘İyiyiz de sen neredesin?’”
“Ya, yeter, senin şaka anlayışını bir anlayabilsem…”
Tabii, eğlenceli diyaloglarımın içinde ciddiyet yok diye, kimse beni anlamıyor ama bence EPDAD’ı ciddiye almak çok önemli. Neden mi? Çünkü bu küçük damga, kursun ya da programın ne kadar kaliteli olduğunu belirleyebiliyor. Bunu bilerek, onu sorgulamadan geçmek olmaz.
EPDAD Akreditasyonu: Sadece “Bunu Onayladık” Mı?
“Bu program EPDAD tarafından akredite edilmiştir” demek, gerçekten de o kadar basit bir şey değil. Evet, programın kaliteli olduğunu anlatıyor ama akreditasyonun ne kadar derin ve karmaşık bir süreç olduğunu hiç düşündünüz mü? Bu süreç, bir eğitim programının; içeriğinden, eğitimcilerin kalitesine kadar pek çok açıdan denetlenmesiyle başlar. EPDAD, buna benzer birçok kurumu denetler ve bir anlamda “onay” verir. Ama bu onay, her şeyin doğru gittiği anlamına gelmez.
Bir gün bir seminere katıldım, konuşmacı bir eğitimciydi. Seminerin sonunda, “Bu programın EPDAD tarafından akredite edilip edilmediğini sorar mısınız?” diye yazılı bir soru sordum.
Konuşmacı: “Evet, tabii ki!”
Ben: “Peki, o zaman neden hala başlıkları düzgün sıralayamıyorsunuz?”
Konuşmacı: Düşünme sesi “Aaa… um… galiba EPDAD’dan onay aldık ama bu başlık meselesi bizimle ilgili.”
Anlayacağınız, akreditasyon belgesi, her zaman yeterli olmayabiliyor. Her ne kadar kulağa iyi gelse de, bazen gerçekten ne kadar iyi oldukları büyük bir soru işareti. Yani, sadece “akredite edilmiş” olmak, her zaman iyi bir eğitim anlamına gelmeyebilir.
EPDAD Akreditasyonu ve Gerçek Hayat
Peki, günlük hayatımıza etkisi nasıl? Bunu biraz daha somutlaştırmak gerekirse… Düşünün, EPDAD’ın akreditasyonuyla kabul edilen bir kursa yazıldınız. İlk başta çok heyecanlısınız çünkü, “Eyvah! EPDAD akredite etmiş, burası ne kadar ciddi bir yer!” diyorsunuz. Sonra ne oluyor? Bir hafta sonra, kursun öğretmeni sabahları çok uyuyor, dersler başlayınca uykulu gözlerle anlatıyor ve siz de derste “Hadi, başlıkları bir daha alalım!” diye not alıyorsunuz. Gerçekten böyle bir şey olabiliyor.
EPDAD’ın akreditasyonu demek, sadece bir onay damgası değil, aynı zamanda o eğitim programının belirli bir kaliteye ulaşması gerektiği anlamına gelir. Ama asıl iş, bu damganın ne kadar “gerçek” olduğuyla ilgilidir. Yani, bu eğitimin içeriği de önemli, öğretmenlerin nitelikleri de… Yoksa “bu program EPDAD tarafından akredite edilmiştir” yazısı, bir zaman sonra sıradan bir afişe dönüşebilir.
Akreditasyonun Gerçekten Bizi Nasıl Etkilediği
EPDAD gibi kuruluşların akreditasyon süreci, aslında gelecekteki kararlarımızı etkileyebilir. Bir eğitim programına kayıt olurken, bazen sadece bu damgayı görmek, bizim doğru bir karar verdiğimizi düşünmemize yol açabiliyor. Ama unutmayalım ki, bazen dışarıdaki görüntü, içerideki gerçeklerle örtüşmeyebilir.
Örneğin, bir arkadaşım yeni bir program için başvuru yaptı ve “EPDAD akreditasyonlu” dediği için gitmeye karar verdi. Ne oldu? Programın başlangıcında, dersin her türlü teknik ayrıntısı eksikti.
Arkadaşım: “Ama EPDAD akreditasyonunu aldılar…”
Ben: “Evet, ama EPDAD bu konuda bir şey demedi… başlıkları anlatmadı adam.”
Geriye dönüp baktığında, sadece dış görünüşe aldanmak yerine, içeriği de sorgulamak gerektiğini fark etti. Sonuçta, doğru eğitim almak için, her zaman “akredite” etiketine güvenmek yeterli olmayabilir.
Sonuç: “EPDAD Akreditasyonu” Sadece Bir Başlangıçtır
“Bu program EPDAD tarafından akredite edilmiştir.” cümlesi kulağa oldukça güven verici gelse de, doğru eğitimi almak için bu etiketin ötesine geçmek gerekir. Akreditasyon, kaliteyi garantileyebilir ama eğitim programının içeriği, eğitmenlerin yetkinliği ve gerçekten öğrenmek istediğiniz beceriler kadar önemli olan şeyler de var. Eğitim, sadece başlıklar ve etiketlerden ibaret değildir; öyleyse bu “akredite edilmiş” etiketin arkasındaki gerçekleri de keşfetmek, bizi gerçek öğrenmeye bir adım daha yaklaştıracaktır.
Hadi bakalım, sıradaki başvurunuzu yapmadan önce, “Gerçekten bu kursu sorgulamak gerekmez mi?” diyerek bir kez daha düşünün!