Kayseri’de Bir Kış Gecesi ve Masamın Üzerindeki Cam Küre
Merhaba! Gorkemaluminyum sayfasının bu haftaki konusu “9. sınıf kimya metalik bağ nedir kısaca”. Umarız faydalı bulursunuz!
Kayseri’de kışlar sert olur. Rüzgâr camlara vurdukça sanki evin içindeki sessizliği bile titretiyor. O gece odamda tek başımaydım. Masamın üstünde küçük bir lamba yanıyordu ve ışığı, tam karşısında duran cam küreye vurdukça odanın içinde garip bir huzur yayılıyordu.
Cam küreyi elime aldığımda içindeki küçük şehir manzarası bir anlığına canlanmış gibi oldu. Sarsıldığında kar taneleri yavaşça düşüyor, içindeki minyatür dünya bir süreliğine gerçekmiş gibi hissediliyordu. İşte o an, hayatımın en karmaşık duygularını bir camın içine sığdırabileceğimi düşündüm.
Çünkü bazen insanın içinde biriken şeyler konuşmaya yetmiyor. Ben de o dönem tam olarak öyleydim: susuyordum ama içim çok gürültülüydü.
Cam küre ne için kullanılır? Bir hatıranın içinde anlamını bulmak
Cam küre aslında basit bir nesne. İçinde su, parıltılar ve küçük bir sahne… Ama benim için sadece bir süs eşyası değildi. Çocukken annemin bana aldığı bir hatıraydı. O zamanlar “Cam küre ne için kullanılır?” diye sormuştum. Annem gülerek “Bakınca sakinleşmek için” demişti.
O cevabı o yaşta anlamamıştım.
Şimdi ise anlıyorum. Çünkü o gece cam küreyi salladığımda içimdeki dağınıklık biraz olsun yavaşladı. Sanki kendi içimde kopan fırtınayı dışarıdan izliyordum. Kar taneleri düşerken, ben de düşüncelerimin yavaş yavaş yere konmasını izliyordum.
Ama yine de içimde bir eksiklik vardı.
Bir insanın bazen en çok ihtiyacı olan şey, bir şeylerin “tam” olmasıdır. Benim hayatım o dönem yarım gibiydi. Üniversite, arkadaşlar, gelecek planları… Her şey yerli yerinde görünüyordu ama içimdeki boşluk hiçbir yere uymuyordu.
Cam küreye baktıkça kendime şunu itiraf ediyordum: Mutlu değilim ama nedenini de tam bilmiyorum.
Ve bu belirsizlik en çok canımı yakan şeydi.
Kar taneleri düşerken içimde yükselen şey
Cam küreyi her salladığımda içimde iki duygu çarpışıyordu. Bir yanda geçmişe duyduğum özlem, diğer yanda geleceğe dair kaygı.
O küçük cam dünyanın içinde her şey kontrol altındaydı. Kar ne zaman düşecek, ne zaman duracak belliydi. Ama benim hayatımda hiçbir şey öyle değildi.
Bir gün, o cam küreyi uzun uzun izlerken kendime şu soruyu sordum: “Ben de böyle bir camın içinde olsam, her şey düzenli olur muydu?”
Sonra güldüm. Çünkü o bile bana gerçeklikten kaçış gibi geldi.
Ama yine de o cam küreyi sakladım. Çünkü bana bir şeyi hatırlatıyordu: En karışık anlarda bile sakinleşebilecek bir nokta vardır.
—
Üniversite Laboratuvarında İlk Günüm ve Beher
Zaman geçtikçe hayat beni başka bir yere sürükledi. Üniversitenin kimya laboratuvarına ilk adımımı attığım günü hâlâ net hatırlıyorum. Odaya girer girmez keskin bir temizlik kokusu ve düzenli sıralanmış cam malzemeler karşılamıştı beni.
O an içimde hem heyecan hem de korku vardı. Çünkü ilk defa “gerçek” bir laboratuvarda oluyordum.
Masaların üzerinde farklı farklı cam araçlar vardı. Pipetler, balon joje, deney tüpleri… Ama en çok dikkatimi çeken şey beher olmuştu.
Beher nedir ve ne için kullanılır? Sadece bir cam kap değil
Hoca, beyaz önlüğüyle tahtanın önünde durmuş bize açıklama yapıyordu:
“Beher, sıvıları karıştırmak, ısıtmak ve ölçmek için kullanılan silindirik cam kaptır.”
Ama o an ben onun söylediği teknik açıklamayı tam olarak duymadım bile. Çünkü gözüm masanın üzerindeki şeffaf kapta kalmıştı.
Beher… Basit bir cam kap gibi görünüyordu. Ama benim için o gün çok daha fazlasıydı.
Çünkü hayatımda ilk defa bir şeyin “dönüştürülebilir” olduğunu orada fark ettim. Beherin içine dökülen sıvılar birleşiyor, değişiyor, bazen renk değiştiriyor bazen de tamamen başka bir şeye dönüşüyordu.
Ve ben o anda kendime şunu söyledim: “Ben de değişebilirim.”
O an içimde küçük bir umut kıpırdadı.
Deney tüpleri arasında kaybolan düşüncelerim
İlk deneyimizi yaptığımız gün ellerim titriyordu. Beherin içine sıvıyı dökerken dökeceğim diye korkuyordum. Yanımda oturan arkadaşım çok rahattı ama ben sanki her şeyi yanlış yapacakmışım gibi hissediyordum.
O sırada içimden sürekli aynı düşünce geçiyordu: “Yeterince iyi değilim.”
Ama sonra bir şey oldu.
Sıvılar karıştı ve hafif bir renk değişimi oluştu. Küçük bir reaksiyondu belki ama bana çok büyük bir şey gibi geldi. Çünkü o an fark ettim ki hata yapmadan öğrenmek mümkün değil.
Ve bu düşünce, uzun zamandır içimde taşıdığım bir yükü hafifletmişti.
—
Cam Küre ve Beher Arasında Kalan Ben
Zamanla şunu fark ettim: Cam küre geçmişimi, beher ise geleceğimi temsil ediyordu.
Cam küre sabit bir dünyaydı. Her şey belli, her şey sınırlıydı. İçine baktığımda çocukluğumu, evdeki sessiz akşamları ve yalnızlıkla baş etmeyi görüyordum.
Ama beher öyle değildi. İçinde değişim vardı, hareket vardı, risk vardı.
Bir akşam yine odamda cam küreyi elime aldım. Sonra gözüm masamdaki küçük bir beher modeline takıldı. Laboratuvardan getirdiğim basit bir hatıraydı.
İkisi yan yana duruyordu.
O an içimde garip bir şey oldu. Sanki iki farklı hayat arasında sıkışmıştım. Biri güvenli ama durağan, diğeri belirsiz ama canlıydı.
Ve ben ikisinin arasında ne olacağına karar veremiyordum.
İçimdeki kırılgan denge
Bazı geceler cam küreyi sallayıp uzun uzun izliyordum. O küçük kar fırtınası bana geçici bir huzur veriyordu.
Ama sonra laboratuvardaki beheri düşünüyordum. Orada hiçbir şey sabit değildi. Her şey değişiyordu.
Ve ben değişmekten korkuyordum.
Çünkü değişmek, alıştığın her şeyi geride bırakmak demekti.
Ama aynı zamanda değişmemek de bir yerde sıkışıp kalmak demekti.
Bu ikisi arasında gidip gelmek, insanı en çok yoran şeydi.
—
Bir Akşam Kararı ve İçimdeki Sessiz Uyanış
Bir gece cam küreyi tekrar salladım. Kar taneleri yine düşmeye başladı. Ama bu kez farklı bir şey hissettim. Artık o görüntü bana kaçış gibi gelmedi.
Bana sadece bir anı gibi geldi.
Sonra beheri elime aldım. Boştu. Sade, şeffaf ve sessizdi. Ama içinde her şey olabilirdi.
O an içimde bir cümle oluştu ama yüksek sesle söylemedim: “Ben de boş başlayabilirim.”
Bu düşünce garip bir şekilde beni rahatlattı.
Çünkü hayat bazen dolu olmak zorunda değildir. Bazen yeniden başlayabilmek için boş olmak gerekir.
—
Son Düşüncelerim
Şunları da İnceleyin: 8000 TL'nin KDV'si ne kadar ?
Şimdi geriye baktığımda cam küre ve beher benim için iki farklı hayat dersine dönüşmüş durumda.
Cam küre bana geçmişi izlemeyi öğretti. İçimdeki duyguları fark etmeyi, bazen durup sadece hissetmeyi…
Beher ise bana değişimi öğretti. Karışmayı, yanılmayı, yeniden oluşmayı…
Ve en önemlisi, ikisinin de hayatımda bir yeri olduğunu.
Çünkü insan sadece geçmişle ya da sadece gelecekle yaşayamaz. İkisi arasında bir denge kurmak zorundadır.
Ben hâlâ o dengeyi öğrenmeye çalışıyorum. Ama artık biliyorum ki hiçbir şey sabit değil. Ne duygular, ne insanlar, ne de ben…
Ve belki de en doğru cevap tam olarak burada saklı: Cam küre ne için kullanılır sorusu bazen bir anı için, beher nedir sorusu ise bazen bir başlangıç için cevap olur.