Dünyanın En Uzun Depremi Ne Kadar Sürdü? Psikolojik Bir Mercekten Bakış Bir depremin uzunluğuna dair düşünceler, genellikle sayısal bir ölçümle sınırlı kalır: dakika, saat, hatta birkaç gün süren sarsıntılar. Ancak, bir depremin fiziksel süresinden çok daha derin, psikolojik bir etkisi vardır. Depremin, yalnızca yer kabuğunda değil, insan psikolojisinde de derin izler bıraktığını kimse inkar edemez. Bu yazı, depremin “ne kadar sürdüğü” sorusunu psikolojik bir açıdan ele alarak, hem bireysel hem de toplumsal anlamda insan davranışlarının ardındaki gizemli süreçleri inceleyecek. Dünya üzerinde gerçekleşmiş en uzun depremi düşündüğümüzde, ilk akla gelen şey genellikle zamanla yarışan rakamlardır. Ancak, insanlar depremleri sadece fiziksel bir…
Yorum BırakParlak Fikir Atölyesi Yazılar
Allah rahmet eylesin mi etsin mi? Geçmişin tarihini anlamadan, bugünü yorumlamak zordur. Her bir kavram, kelime ya da ritüel, uzun bir zaman dilimi içinde şekillenmiş, toplumsal yapılar ve inançlarla iç içe geçmiş bir anlam taşıyabilir. “Allah rahmet eylesin” mi, “Allah rahmet etsin” mi? Bu basit gibi görünen ifade, yüzyıllar süren bir evrimin ve dini inançların, toplumsal dönüşümlerin ve dilin kesişim noktasıdır. Peki, bu ifade tarihsel bir bakış açısıyla ne ifade eder? Ne zaman, nasıl ve neden değişti? Bu yazı, hem dini hem de dilsel bir dönüşümün izlerini sürerken, geçmişin bugüne nasıl yansıdığını sorgulayacak. Tarihte “Allah Rahmet Eylesin” İfadesinin Doğuşu İslam…
Yorum Bırakİhtimalin Anlamı Nedir? Bir Sabah, Bir Soru, Bir Cevapsız Yüzleşme Bir sabah, Kayseri’nin sert soğuk rüzgârı yüzümü çarparken, yürürken fark ettiğim bir şey oldu: Kendimi kaybetmiş gibiydim. Hedefim belli değildi, adımlarımın yönü belirsizdi. Yine aynı kafede oturuyor, günlük tutuyor, geçen zamanın düşüncelerimi nasıl şekillendirdiğini anlamaya çalışıyordum. Yavaşça kalemi elime alırken bir soru beliriverdi kafamda: İhtimalin anlamı nedir? Hayatımda hep ihtimallerle yaşamıştım. Belki de bu yüzden her şeyin içinde bir olasılık olduğunu kabullenmiştim. Ama bir an, o soruyu yazarken, içinde kaybolduğum düşünceler arasında bu ihtimallerin ne anlama geldiğini derinlemesine sorgulamaya başladım. “İhtimal” bana neyi hatırlatıyordu? İhtimaller ve Geçmişin Ardında Kalan Hayal…
Yorum BırakÖzlem Duygusu Nedir? Özlem duygusu, bazen içimizi sızlatan, bazen de ne olduğunu anlayamadığımız, ama her zaman bir şekilde hissedilen bir şeydir. Bunu herkes bir şekilde yaşamıştır. Sadece fiziksel değil, ruhsal bir mesafe de yaratabilir bu duygu. Mesela İstanbul’un kalabalığından uzak, deniz kenarında bir köyde yaşamayı hayal edersiniz, ama bir yandan da burada, ofisinizde kalmak zorundasınızdır. Bazen insan, yalnızca geçmişin sıcak anılarına değil, geleceğin belirsizliğine de özlem duyar. Peki, özlem duygusu nedir, ne zaman başlar, nasıl etkiler bizi ve nereye gider? Gelin, birlikte keşfedelim. Özlem Duygusunun Geçmişi Özlem, aslında çok eski bir duygu. Antik çağlardan bu yana, insanların kaybettikleri bir şeyi,…
Yorum BırakGiriş: Geçmişin Işığında Bugün Geçmişi anlamadan, bugünü anlamak zordur. Tarih, sadece eski zamanları hatırlamak için değil, insanların neden ve nasıl bu noktaya geldiklerini anlamak için bir yol haritasıdır. Zeki insanlar neden aptalca hatalar yapar? Bu soruyu sormak, insanlık tarihinin en derin ve karmaşık sorularından birini gündeme getirir. İnsanlar, binlerce yıl boyunca büyük başarılar elde ederken aynı zamanda felaketlere de yol açmışlardır. Belki de bu ikilik, insan doğasının bir parçasıdır; zeka, yalnızca başarılı kararlar almayı sağlamaz, aynı zamanda tuzağa düşmeyi de beraberinde getirebilir. Bu yazıda, tarihi bir perspektiften bakarak, zekanın insan hatalarını nasıl şekillendirdiğini inceleyeceğiz. Zekâ ve Hata: Antik Dünyadan Rönesans’a…
Yorum BırakYÖKDİL Kaç Soru? Tarihsel Bir Bakış ve Günümüzle Bağlantılar Geçmişe dair sorular her zaman merak uyandırır; tarihçi olarak bu sorulara yanıt aramak, geçmişin bize sunduğu ipuçlarını bugüne taşımak benim işim. Ancak bu sorular sadece eskiyi anlamakla sınırlı kalmaz; geçmişin izlerini takip ederek bugüne, hatta geleceğe dair de önemli çıkarımlar yapabiliriz. Örneğin, “YÖKDİL kaç soru?” sorusu, bugünün eğitim sisteminin bir parçası gibi görünse de aslında çok daha derin bir tarihsel sürecin parçasıdır. Bu yazıda, YÖKDİL’in tarihsel gelişimini, sınavın evrimini, toplumsal dönüşümlerin bu sınavı nasıl şekillendirdiğini ve sınavın nasıl bir anlam kazandığını inceleyeceğiz. YÖKDİL’in Tarihsel Süreci: Eğitimdeki Dönüşüm YÖKDİL, Yükseköğretim Kurulu (YÖK)…
Yorum BırakVecize Nedir? Anlamı ve Pedagojik Bir Perspektiften İncelenmesi Bir Eğitimcinin Girişi: Öğrenmenin Dönüştürücü Gücü Eğitim, sadece bilgi aktarmaktan çok daha fazlasıdır. Öğrenme, insanların dünyayı algılama biçimlerini, düşünce yapılarını ve hatta davranışlarını dönüştüren bir süreçtir. Bir öğretmen olarak her gün, öğrencilerimin zihinsel ve duygusal evrimlerine tanıklık etmek, bana öğrenmenin gücünü yeniden hatırlatır. Bu güç, bazen birkaç kelimelik bir vecizeyle bile ortaya çıkabilir. Vecizeler, eğitim dünyasında kısa ama anlamlı ifadeler olarak karşımıza çıkar ve insanların düşünce dünyalarını dönüştürebilir. Peki, vecize nedir ve neden bu kadar etkilidir? Bu yazıda, vecizelerin pedagojik açıdan nasıl bir rol oynadığını, öğrenme teorileri ve pedagojik yöntemler ışığında tartışacağız.…
Yorum BırakTok Karna Kaç Saat? Ekonomik Bir Perspektif Bir Ekonomistin Girişi: Kaynakların Sınırlılığı ve Seçimlerin Sonuçları Kaynakların sınırlılığı ve seçimlerin sonuçları, ekonomi biliminin temel taşlarıdır. İnsanlar, sınırlı kaynaklarla karşı karşıya kaldıklarında, sürekli olarak seçim yapmak zorunda kalırlar. Bu seçimlerin her biri, kısa vadeli ve uzun vadeli sonuçlar doğurur. Her bir karar, bir fırsat maliyetini içerir; yani bir şey seçildiğinde, bir başka şeyden vazgeçilmiş olur. Bu temel ekonomik düşünceler, günlük hayatımızdaki pek çok kararı etkiler. Peki, bu bağlamda “Tok karna kaç saat?” sorusu ekonomik olarak nasıl anlamlandırılabilir? Bu yazıda, bireylerin yemek yeme alışkanlıkları ve zamanlamaları üzerinden ekonomik bir analiz yapacağız. Bireylerin yemek…
Yorum BırakSınavda Heyecanı Yenmek İçin Ne Yapmalı? Felsefi Bir Bakış Açısı Heyecan ve İnsan: Felsefi Bir Sorun Felsefe, insanın içsel dünyasına dair derin sorular sormayı ve bu sorulara dair çeşitli düşünsel perspektifler geliştirmeyi amaçlar. Fakat felsefenin, pratik yaşamda karşılaşılan günlük sorunlarla da bir ilgisi vardır. Sınavda heyecanı yenmek, bu tür sorunlardan biridir. Her öğrenci, sınav anındaki gerginliği ve heyecanı bir şekilde deneyimler; ancak bu duygunun kaynağını ve onu nasıl yönetebileceğimizi anlamak, felsefi bir bakış açısıyla daha derinlemesine bir çözüm arayışı gerektirir. Heyecan, yalnızca biyolojik bir tepki değildir. Aksine, düşünsel bir süreçtir, bir varoluş biçimidir. Peki, sınavdaki heyecanın üstesinden nasıl gelmeliyiz? Bu…
Yorum BırakSümer Tapınaklarına Ne Ad Verilir? Antropolojik Bir Perspektiften Dünyanın dört bir yanındaki kültürleri incelediğimizde, insanlık tarihinin her aşamasında farklı ritüellerin, inançların ve sembollerin insanlar için anlam taşıdığına şahit oluruz. Bir antropolog olarak, her kültürün farklı bir dünyayı, bir kimliği, bir toplumsal yapıyı ve bir yaşama biçimini nasıl şekillendirdiğini keşfetmek beni her zaman heyecanlandırmıştır. Özellikle antik medeniyetlere baktığınızda, onların dini yapıları ve ritüelleri, toplumlarının sosyal yapısını ve değerlerini nasıl yansıttığını görmek oldukça öğreticidir. Bugün, Sümerlerin tapınaklarına ve bu tapınakların toplumsal yapılarındaki rolüne dair bir keşfe çıkacağız. Bu yazı, Sümerlerin dini yaşamlarını, inançlarını ve toplumsal yapılarının nasıl şekillendiğini anlamamıza yardımcı olacak. Sümer…
Yorum Bırak